Pencere
Yayınları, İstanbul,
Eylül 2003,
355 Sayfa, Roman


Posta ücreti dahil 15,-
Karanlık Yüzü Romanı
Karanlık Yüzü mekandan ve zamandan arınmış, sonsuz bir güçtür. Kendi
evreninde yaşar-ken bazen canı sıkılır, çeşitli varlıklara dönüşerek oyunlar
kurar. Işte böyle oyunlar kurduğu
bir günde, bir kaya kovuğunda unuttuğu; toprak, su, hava ve ateş birleşerek
Karanlık Yüz`ün bir minyatürü, Adam olup ayağa kalkar... Bu Adam`la Karanlık
Yüzü arasındaki fark, Karan-
lık Yüzü sonsuz bir güç. Adam`sa Karanlık Yüzü`n küçük çarpuk-çurpuk bir
minyatürü, an-
cak acıyı-tatlıyı keşfetmiş biri... Oysa Karanlık Yüzü henüz daha zıtları,
yani farklılıkları ya-
ratmamış.
Adam`la Karanlık Yüzü arasında bir kovalamacadır başlar. Adam bu kovalamaca
sonunda
henüz Karanlık Yüzü`n bile keşfetmediği, Karanlık Yüzü`ne Aydınlığa geçer...
Adam`la Aydınlık`ın karşılaşması... Adam`ın geçirdiği şok olayı!.. Ardından
Karanlık`ın
Aydınlık`la tanışması... Karanlık ve Aydınlık`ın kendi alemlerine
çekilmeleriyle -insanı oynarken- yaşadıkları büyük aşkları... Adam`ın
onların geride bıraktığı herşeyi sahiplenmesi...
Elleriyle kurduğu evrenini, yakıp yıkması, onu bir yaz- boz tahtasına
döndürmesi, bunu gören Karanlık`ın sinirlenerek, Adamı defalarca
cezalandırması... Bütün bunlar, Romanın yaradılış felsefesine yaptığı
göndermeler...
Adam`ın Aden`den kovulduktan sonra yarattığı yeni dünyasında, Oğlu`yla
arasındaki kan-
lı bıçaklı kavgaları!.. Bu kavga adeta gelecek kuşaklara, babalar ve
oğullarına devredilmiş
kirli bir miras olarak sürüp gidecektir...
Bu savaşların en büyüğü, Adam`ın yakın sülalesinden gelen, kan içici Kral`la,
bir Özgürlük savaşcısı olan Kavga`nın arasında asırlardır süren kanlı savaş...
Koca bir dağın eteğinde torun-
larıyla birlikte yaşayan Kavga, Kral`ın zulmüne uğrar. Onun koca ordularına
karşı başlattığı
eşkiya direnişi ile ünlenirler. Taraftar kazanıp daha güçlenirler... Bir
yanda bu amansız savaş
sürerken, diğer yandan da, Kavgacılardan bir grup savaş karşıtı kadın,
Ferhat olmuşlar, o koca dağı delip özgür bir ülkeye varmak umuduyla bir
onurlu eylemi başlatıyorlar...
Dağın arkasında böylesine korkunç bir savaş sürerken, bu savaştan habersiz,
dağın bu yü-
zünde bir avuç kadın gerillanın, modern silahlarla donatılmış koca bir
orduya karşı başlattık-
ları akıl almaz isyanları...
Istanbullu Cemile`nin başlı başına bir roman olan devrimci mücadelesi...
Maceracı tavırlar-
ından arınarak, Almanya`dan gelip gerillaya katılan Zuhal`in, Cemile`nin
kocası, Cem`i
seviyor olması ve bir süpriz sonunda yoldaşı Cemile`nin bunu öğrenmesi...
Burada adeta, romanın Almanya boyutu ile Istanbul serüveni bir noktada
kesişir...
Cemile`yi tümüyle kaybettim! diyerek bunalımlara düşen Cem`in, ordan oraya
savrulurken, ansızın bir geceyarısı yatağından alınıp, dağdaki o toplantıya
götürülmesi. Orada sadece karısıCemile`yle değil, sevgilisi Zuhal`le de
karşılaşması, heyecanın doruk noktasına çıktığı bölüm-lerden sadece biri...
Aloş`la Neriman`ın inanılmaz bir şekilde, bir gece uykularından alınıp aynı
dağın başına
götürülüşü. Aloş`la Neriman`ın kayıplara karışan, Zuhal`le orada
karşılaşması... Aynı top-
lantıda, Başkan ve Komutanın yanında, çağlar ötesinden geldikleri her
hallerinden belli olan
bir takım ilkel insanlar: Kral ve Kavga... Bunların hepsini, kadınları bile
güzelliği ve çıplak-
lığıyla büyüleyen o kadın!.. Aydınlık tarafından birbir sorgulanmaları...
Bütün yaşananları
dürüst bir tarihçi titizliğiyle kaleme alan Yusufçuğun bu olay karşısındaki
duyarlılığı...
Ve inanılmaz bir final. Karanlık Yüzü`n gizine varan herkesin sevgi ve
aydınlığı kucaklamaları... Zengin bir ütopya ile gerçek kaynaşmış. Farklı
bir kurgu, rahat özgün bir anlatım, yoğun bir içerik... Işte Erol
Yıldırım`ın Karanlık Yüzü Romanı bu...